chess.com

" Biz Chess'in önüne Ay-Yıldız Koyduk "

   




 


Kara Sinek ve Satranç Antrenörü

Bugün ders verdiğim anaokulunda veli toplantımız vardı. Bir velim bana 5 yaşındaki çocukların dikkatini sordu. Konuşmaya başladık, bu yaşlarda daha çok fiziksel gelişimlerinin farkında olduklarından sürekli bedensel aktivitelerle uğraşıyorlar ve zihinsel aktivite gerektiren satrançta da normal boyutta dikkat dağınıklığı yaşandığından bahsettim. Buna rağmen dersleri oyun olarak işlediğimizi ve zihinsel kazanımlar için bedensel aktiviteler yaptığımızı da ekledim. Sadece oturdukları zaman, “dinlenme yorgunluğu” yaşıyorlar ve hareket etmek istediklerini söyledim. ( Dinlenme yorgunluğu tabirim velimizin çok hoşuna gitti. )

Sonra velimize, bir dersimizde geçen dikkatle ilgili yaşadığımı anlattım.

Konumuz kaleydi, kaleyle ilgili masalımı anlattım. Sonra yuvarlak masamızda toplanan 6 öğrencime kalenin hareketini satranç tahtasında gösterdim. Daha evvel satranç tahtasındaki yolları bildiklerinden çok kolay oldu, sonra kale ile taş almayı işledik ve örnekleri masalı hatırlayarak yaptık.

Sırada uygulamalar vardı ve ilk öğrenci diğerlerine de örnek olacağından, yapabileceğine emin olduğum bir öğrenci olsun istedim. Bu öğrencim tahtada duran beyaz kalesine baktı sonra siyah kaleye ve gözüyle beyaz kalenin olduğu yerden siyah kaleye dikey yolu izledi. Bakışları siyah kaleye değdiğinde; gözünden bir parıltı ve dudaklarında gülümseme yayıldı. Sonra taşı tuttu ve gözleriyle kontrol etmeye başladı, bunu yaparken de alt dudağını hafifçe ısırıyordu. Tam kaleyi hareket ettirecekken olanlar oldu.

Küçük kara bir sinek gözlerinin önünden uçarak yavaşça geçti ve bizim öğrencimizin gözleri de sinekle birlikte tahtadan ayrıldı. Tüm dikkati gitmiş, küçük bir karasinek onun tüm odakladığı dikkatini hazır bulmuş ve alıp kaçmıştı. O esnada tüm sınıf soruyu yapan öğrenciyle birlikte sineğe bakıyorlar, kız öğrencilerim ise onun arı olduğunu düşünerek bağırıyorlardı. ( Kriz anı, bir şey yapmalı )

Onlara onun arı olmadığını ve herkesin yerine geçmesini söyledim ve çiçek olmalarını söyleyip devam ettim. Bakın o benim sineğim, size bir zararı olmaz. Artık bu sözle tüm dikkatleri bana yönelmişti.

Öğretmenin sineği mi? Küçücük dudaklardan çıkan bu cümle bana da anlamsız gelmişti ama çaresi yok, çıktık bir yola, devam ettim. Herkes hayvan besleyebilir, ben de sinek besliyorum, korkmayın, canı sıkılmış biraz dolaşsın dedim.

Adını soranlara adını Kara dedim. Bay Kara sinek. (Cinsiyetini bile sordular). Konuyu bitirdim ve tahtada son kez konumuzu gösterirken bana inanmamış olan son öğrencimin de, bana inanmasını sağlayan olay oldu ve gerçekten olay oldu.

Sinek dolaşıp geldi ve bula bula benim omzuma kondu. Ne de olsa benim sineğim… Dersi böylece bitirdik. Tüm dikkatleri bendeydi ( ya da bendeki sinekte ). Velimle dikkat konusunda biraz daha konuştuk sonra başka bir velimle gelince yolcu ettim. Diğer velim ise elinde 1 YTL getirmiş bana: “Bu para kaybolmuyor” dedi. Önce yüzüne sonra da elindeki paraya baktım, tekrar yüzüne baktığım da bana: “Neden kaybolmuyor” diye sordu. Bu konu da dikkatle ilgili ama sonra anlatırım.

Arada bana onu sordukları da oluyor. Selam söylüyor diyorum. Bu arada Kara’nın size de selamı var. Ellerinizden öper.

Yazar : Menderes Sargın

 

 

Copyright © TRchess.com